10 Soruda Gebelik Zehirlenmesi - Doç. Dr. Latif Küpelioğlu 10 Soruda Gebelik Zehirlenmesi
RANDEVU AL

ONLINE RANDEVU

*Saat 19.00’ dan sonraki online randevu talepleriniz için tarafınıza saat 09.00’ dan sonra geri dönüş yapılacaktır.

 

10 Soruda Gebelik Zehirlenmesi

10 Soruda Gebelik Zehirlenmesi

Gebelik zehirlenmesi nedir?

Genellikle gebelik zehirlenmesi şeklinde ifade edilen bu hastalık, preeklampsidir. Bu hastalığın normal bir zehirlenme olgusuyla hiçbir ilgisi yoktur. Gebelik zehirlenmesi, anne adayının bu süreç içerisinde yüksek tansiyon, el ayak ve yüzde şişkinlik (ödem ), idrarda fazla miktarda proteinin atılması gibi şikâyetleri içeren bir hastalıktır.

Gebelik zehirlenmesi nasıl incelenir?

Preeklampsi, hafif ve şiddetli olmak üzere iki grupta incelenmektedir.
Hafif preeklampsi de tansiyon değerleri 140/90 mmHg ya da daha üzerinde görülebilir. Proteinin idrarla dışarıya atılması ciddi bir durumken hafif preeklampsi de daha az, şiddetli preeklampsi de ise gün içerisinde 2 gramdan fazla protein vücuttan atılır. Şiddetli preeklampsi de tansiyon 160/110 mmHg’nin üzerinde görülür. Bu durumda vücuttan fazla miktarda proteinin atılması, karaciğer fonksiyon testlerinde yükselme, trombosit hücre miktarında düşüş, kalıcı baş ağrısı, görme bozuklukları ve karaciğer çevresinde ağrı gibi belirtiler ortaya çıkar.
Hamilelik döneminde görülen preeklampsi sara nöbetlerini anımsatan bazı nöbetlere de neden olmaktadır. Bu duruma eklampsi adı verilir.

Preeklampsi tanısı ve takibinde dikkat edilmesi gereken durumlar nelerdir?

Gebelik zehirlenmesi teşhisinde ve takibinde en önemli nokta, tansiyon ölçümünün çok dikkatli yapılmasıdır. Hafif gebelik zehirlenmesi vakalarında tansiyon 140/90 mmHg, şiddetli gebelik zehirlenmelerinde 160/110 mmHg üzerinde görülür. Tansiyon ölçümünün yanı sıra, idrarda protein seviyesi, böbrek ve karaciğer fonksiyonları için yapılan kan tahlilleri ve göz muayenesinin ardından tanı konulur, gerekli takip ve kontroller başlatılır.

Preeklampsi en fazla kimlerde görülür?

  • Aşağıdaki durumlar preeklampsi riskini arttırır.
  • 35 yaş ve üzeri anne adaylarında
  • İlk gebeliklerde ( nulliparite )
  • Daha önceki gebeliğinde preeklampsi geçiren anne adaylarında
  • Hamilelik döneminden önce kronik hipertansiyonu olan anne adaylarında
  • Yakın aile bireylerinde preeklampsi hikayesi olan anne adaylarında
  • Daha önceki gebeliklerinde bebeğin anne karnında ölümü, gelişme geriliği ve dekolman gibi olumsuz sonuçlarla karşılaşan anne adaylarında preeklampsi riski artmaktadır.

Preeklampsi hastalığını tetikleyen faktörler nelerdir?

  • Çoğul gebelik ( ikiz, üçüz )
  • Tip 1 Diyabet
  • Aşırı kilo ( Obezite)Böbrek hastalığı
  • Otoimmun Bozukluklar ( bağışıklık sistemi bozuklukları )
  • Pıhtılaşma bozuklukları ( Trombofili ), Faktör-5 Leiden mutasyonu
  • Antifosfolipid antikor sendromu
  • Mol hidatiform

Gebelik zehirlenmesinin ( preeklampsi ) görülme sıklığı nedir?

Preeklampsi hamile kadınların %5 ile %10’nunda karşılaşılan yaygın bir hastalıktır. Gebelik zehirlenmesinin yaklaşık dörtte üçü hafif, dörtte biri ise, şiddetli şekilde görülmektedir.

Gebelik zehirlenmesi vakasında annede meydana gelen değişiklikler nelerdir?

  • Trombositopeni
  • Plazma keratin düzeyi artar
  • Proteinüri meydana gelir
  • Yüksek tansiyon nedeni ile kardiyak afterload artar
  • Böbreklerde klasik patolojik lezyon olan gelomerülokapiller endoteliozistir
  • HELLP sendromunun oluşma ihtimali yüksektir, görülebilir
  • Gebelerin yaklaşık %50 civarında glomerüler fitrasyon oranı ( GFR) artar, preeklampsi gebelerinde böbrek kan akımı azalır
  • En erken bozulan laboratuvar bulgusu plazma ürik asit düzeyindeki artıştır fakat tanı kriteri olarak kullanılmamaktadır
  • Mkroanjiopatik hemolitik anemi: Aşırı hemoliz olursa hemoglobinemi, hemoglobinür, hiperbilirubinemi ve haptaglobulün seviyesinde azalma gözlenir
  • Damar içi sıvı azalır ve ektravasküler alana sıvı geçişi olur, bu nedenle kardiyak preload azalır
  • Ekstraselüler sıvı miktarı yükselir
  • Görme bozukluğu (bulanık görme, diplopi)
  • Uteroplasental yetmezlik, dekolman plasenta
  • Bebekte IUGR riski, perinatal mortalite morbidite artar
  • Plazma onkotik basıncı azalır
  • Kardiyak output azalır (normalde gebelikte artar)
  • Hemokonsantrasyon meydana gelir
  • Kan hacmi azalır, bu nedenle preeklampsi gebeler kan kaybını daha az tolere edebilir
  • Karaciğerde periportal hemoraji sonucunda HELLP sendromu gelişir ise, subkapsüler hematom ve rüptürü meydana gelebilir.

Gebelik zehirlenmesinin yol açtığı sorunlar nelerdir?

İdrarda protein kaybının artış göstermesi, tansiyonun 160/100 mmHg olması, günlük idrara çıkma ihtiyacında düşüş, görme problemleri, şiddetli mide ağrısı, kanda trombosit miktarının düşmesi, şiddetli hamilelik zehirlenmesinin geliştiğini gösterir. Bu sorunların yanı sıra beyinde ödem oluşması sonucunda eklampsi görülür.
Anne adayında beyin kanaması, kalp yetmezliği, pıhtılaşma bozukluğu, akciğer ödemi, böbrek yetmezliği gibi sağlık problemleri de ortaya çıkar. Bebekte gelişme geriliği, erken doğum hatta bebeğin anne karnında ölümüyle sonuçlanabilir.

Preeklampsi tekrarlar mı?

  • Anne adayının tekrar preeklampsi ihtimaline karşı, fazla kilolarından kurtulması gerekir.
  • Çoğul gebeliklerde tekrar preeklampsinin görülme ihtimali oldukça yüksektir.
  • Gebeliğin ilk aylarında alınan kilolar preeklampsi tekrarlanması için bir risk faktörü oluşturmaz.
  • Dengeli ve düzenli beslenme sonucunda, kilo kontörlü ve stresten uzak durulduğu sürece preeklampsinin tekrar görülme ihtimali oldukça düşüktür. Ancak bu durumların tam tersi olması halinde preeklampsinin görülme olasılığı yüksektir.
  • Bir önceki gebeliğinde gebelik zehirlenmesi yaşamış olan anne adaylarının, özellikle tansiyon takibi ve kan tahlillerini düzenli bir şekilde yaptırması son derece önemlidir.

Anne ve bebek ölümü

Damarlarda meydana gelen direnç artışı, küçük kılcal damarlar şeklinde ifade edilen kapillerin zarar görmesine neden olur. Bu nedenle Uteroplasental sahasında ( anne ile bebeğin arasındaki kan yolu ile besin alışverişinin yapıldığı yer) bir gerilik meydana gelir ve bebeğin ihtiyaç duyduğu oksijen besin maddesi karşılanmadığı için ciddi bir risk faktörü doğurur. Bunun sonucunda Utero plesantal yatağında basınç artar, plasentanın erken ayrılmasın neden olur. Bebeğin eşi olan plasenta ayrıldıktan sonra bebeğin anne karnında ölümü gerçekleşir.
Kapiller damardaki bozukluk sonucunda trombositler hasar görür ve kandaki trombosit miktarı düşer. Bu durumda vücudun pıhtılaşma faktörleri giderek azalır. DIC (Dissemine İntravasküler Koagülasyon ) durumu gelişir ve ölüm ile sonuçlanır.

Yorumlar

Bir yorum yazınız