Kadın ve Erkek Yaşı ile Kısırlık Arasındaki İlişki  - Doç. Dr. Latif Küpelioğlu Kadın ve Erkek Yaşı ile Kısırlık Arasındaki İlişki 
RANDEVU AL

ONLINE RANDEVU

*Saat 19.00’ dan sonraki online randevu talepleriniz için tarafınıza saat 09.00’ dan sonra geri dönüş yapılacaktır.

 

Kadın ve Erkek Yaşı ile Kısırlık Arasındaki İlişki 

Kadın ve Erkek Yaşı ile Kısırlık Arasındaki İlişki 

Hamileliğin hiç oluşmaması ya da daha önce bebek sahibi olunmasına rağmen başka bir gebeliğin oluşmaması durumu, kısırlık yani (infertilite) olarak adlandırılmaktadır. Günümüzde çiftlerde yaklaşık %15 oranında görülen kısırlığın nedenleri kadına, erkeğe veya hem kadın hem de erkekten kaynaklı olarak görülmektedir. Erkek ve kadında kısırlık görülme oranı birbirine eşdeğerdir. Yaş, kısırlık konusunda önemli bir etkendir. Ergenlik sonrası süreçte kadın ve erkekler doğurgan hale gelirler. Yaşa bağlı kısırlık günümüzde giderek daha da yaygınlaşmaktadır.

İnfertilite yani kısırlığa sebep olan pek çok faktör vardır. Bu faktörlerin bazıları kadın ve erkekte ortak, bazıları ise farklılık gösterebilmektedir. Kısırlığa etki eden en önemli faktörlerden yaş faktörü hem erkeklerde hem kadınlarda görülen kısırlık konusunda ortak bir noktadır. Sadece yaş faktörü erkeklere oranla kadınlarda daha baskındır. Asıl konumuz olan kadın ve erkek yaşı ile kısırlık arasındaki ilişki hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak için yazımızın devamını okumanızı tavsiye ederiz. Anne adayları olan kadın ve baba adayları olan erkekte yaş ilerlemesi kısırlığı ne yönde etkiliyor? bu hususta önemli bilgilere sahip olabilirsiniz.

Anne adayının yani kadın yaşı ile kısırlık arasındaki ilişki

  • Kadınlarda en ideal doğurganlık yaşı, 20 ila 30’lu yaş aralığıdır. Yaş ilerlemesi konusu doğurganlık için tümüyle bir engel teşkil etmese de hamilelik şansını azalmakta ve kısırlık sorununun oluşumuna etki etmektedir. Hatta oluşan gebeliklerin düşük ile sonuçlanabilmesi olasılığı da ilerleyen yaş sebebi ile artabilir. Yardımcı üreme yöntemleri ile gebe kalma şansı da yine yaşın ilerlemesinden kaynaklı olarak azabilir.
  • Kadınlarda yaşın ilerlemesi ile birlikte yumurtalık kalitesi düşer. Yumurta kalitesinin yaş ilerlemesine bağlı olarak olumsuz etkilenmesi sonucunda da sperm ve yumurtanın döllenme şansı azalır.
  • İnfertilite yani kısırlığın en önemli sebeplerinden biri yumurtalıkların yaşlanmasıdır. Kadınlar yumurtalıklarında yaklaşık olarak 400.000 adet yumurta bulunarak doğar. Doğumdan sonra yumurta üretiminin devamı olmaz ve ilerleyen yaşa bağlı da yumurtalarda azalmalar olur.
  • İnfertilite yani kısırlığın diğer önemli sebeplerinden biri de döllenme kabiliyetindeki azalmadır. Yaşın ilerlemesi ile birlikte sperm ve yumurtanın döllenme kabiliyeti düşer. Döllenme gerçekleştiği takdirde de sağlıklı embriyoların oluşma olasılığı azalır. Hamilelik durumunda da düşük ile sonlanma riski artabilir.
  • İnfertilite yani kısırlığın bir başka sebeplerinden biri de yumurtanın tutunma kapasitesi konusudur. İlerleyen yaştan kaynaklı olarak rahim içi tabakasının döllenmiş yumurtayı tutma kabiliyetinde azalma meydana gelebilmektedir.
  • Endometriozis, yaş ilerlemesi ile karnın içinde kanama ve bununla birlikte kısırlığa sebebiyet vermektedir.
  • Miyom oluşumları da aynı şekilde kısırlığın nedeni olabilmektedir.
  • Yaş ilerlemesi ile birlikte bazı kadınlarda doğurganlığı olumsuz yönde etkileyecek üreme sistemi ile ilgili sorunlar oluşabilir. Bu sorunlara; dış gebelik, endometriozis, tüplerin tıkanmasına neden olan iltihabik durumlar, ameliyatlar dahil edilebilir.
  • 35 yaş sonrası düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmayan kadınlar, muhakkak bir doktora ve doktorun tavsiyesine bağlı olarak da kısırlık tedavisine başvurmalıdır.

İlerleyen yaşlarda bebek sahibi olmak isteyen kadınlar;

  • Hamile kaldığında ortaya çıkabilecek olası sağlık sorunları araştırılmalıdır.
  • Genetik hastalıklı bebek doğum oranları ileri yaş grubu anne adaylarında biraz daha yüksektir. Genetik taşıyıcılık testine başvurulabilir.

Baba adayının yani erkek yaşı ile kısırlık arasındaki ilişki

  • Kısırlık konusunda baba adayının yaşı, anne adayının yaşı kadar önem teşkil etmemektedir. Ancak bir takım durumlarda yaş ilerlemesine bağlı bazı risklerden bahsedilebilir. Genel olarak 40 ila 45 yaş sonrası erkeklerde  sperm hareketliliği, hacmi ve morfolojik özellikleri azalır. Sperm konsantrasyonunda ise yaşa bağlı bir değişim oluşmaz. Yaşın ilerlemesi ile sperm bozulmaları söz konusu olsa da kadınlardaki kadar erkeği etkilememektedir. Erkek sperm hücresinin kalitesi yaş ilerlemesine bağlı olarak etkilenmekte ve azalma görülmektedir.
  • Erkeklerde yaş ilerlemesine bağlı olarak sperm üretimi sırasında mutasyon tehlikesinde artış görülmektedir. Bundan kaynaklı olarak da düşükle sonuçlanan gebelikler ve bebekte bir takım hastalıkların oluşma ihtimali söz konusu olmaktadır. Bebeğe yalnızca tek bir hatalı gen nedeni ile geçen otomozal dominant hastalıklara  (akondroplazi, nörofibromatozis, Marfan sendromu ve osteogenezis imperfekta) erkeğin yaş faktörü sebep olmaktadır.
  • İleri yaşlarda baba olan erkeklerin bebeklerinde; şizofreni, bipolar bozukluk, otizm, dikkat dağınıklığı, algılama yetersizliği ve kognitif fonksiyonlarda bozukluk gibi hastalıklar görülebilmektedir.

Yorumlar

Bir yorum yazınız