Meme Kanseri ve Tüp Bebek - Doç. Dr. Latif Küpelioğlu Meme Kanseri ve Tüp Bebek
RANDEVU AL

ONLINE RANDEVU

*Saat 19.00’ dan sonraki online randevu talepleriniz için tarafınıza saat 09.00’ dan sonra geri dönüş yapılacaktır.

 

Meme Kanseri ve Tüp Bebek

Meme Kanseri ve Tüp Bebek

Meme kanseri nasıl bir hastalıktır?

Meme kanseri, kesin nedeni tam olarak bilinemesede memedeki süt hücrelerinin aşırı büyüyüp artması sonucunda ortaya çıkan bir kanser türüdür. Memede gelişim gösteren birbirinden farklı, tümörler bulunmaktadır. Bu tümörler, meme dokusu içerisindeki konumları ve yayılma durumularına göre birbirlerinden ayırt edilebilir.

Bu kanserin dört türünden söz etmek mümkündür…

  1. İn situ lobüler karsinom (LCIS) olarak bilinen, gerçek bir kanser olarak ele alınmıyor olsa da ileride kanser olasılığının arttığını gösterir.
  2. İnfiltratif (invaziv) lobüler karsinom (ILC), meme kanserlerinin %5′ini oluşturur.
  3. İn situ duktal karsinom (DCIS), meme kanserleri arasında en yaygın olarak görüleni ve en iyi tedavi edilebilenidir.
  4. İnfiltratif (invaziv) duktal karsinom (IDC), en sık görülen meme kanseri olup meme kanserlerinin %80′ini oluşturur.

Meme kanseri yayıldığında koltuk altı lenflerinde de kanser hücreleri oluşabilir. Vücudun bu kısmına ulaşan bir kanserin, diğer bölgelere yayılması da olasılıklar dâhilindedir. Kemikler, karaciğer ve akciğerler; meme kanserinin en sık yayılım gösterdiği organlardır.

Risk altındaki kişiler

Bir kadında meme kanseri görülme riski yaşla beraber artış göstermektedir. Ancak 35 yaş öncesi bir kadında bu kanserin görülme ihtimali düşüktür. Bir kadının tüm yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski 8′de 1′dir.

Aşağıdaki faktörler meme kanseri riskini arttırırlar;

  • Âdet düzeni: İlk âdetini 12 yaşından önce gören kadınlar veya 55 yaşından sonra menopoza giren kadınlar,
  • Ailesinde meme kanseri yaşanmış olan kadınlar,
  • Çocuk sahibi olmayan veya ilk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran kadınlar,
  • Genetik değişiklikler: BRCA1 ve BRCA2 gibi genlerde meydana gelen değişiklikler,
  • Beyaz ırktan olan kadınlar,
  • İyi huylu meme hastalığına sahip olan kadınlar,
  • Kişinin geçmişinde meme kanseri öyküsü,
  • Östrojen replasmanı: Menopoz sonrası 5 yıl ya da daha uzun süreli tedavi gören kadınlar,
  • Radyasyon: Özellikle bebeklik veya çocukluk döneminde göğüs bölgesinden radyasyon almış olan kadınlar,
  • Yaşam tarzı: Günde bir kadeh ya da daha fazla alkollü içki tüketen kadınlar.

Meme kanseri belirtileri

Erken evre meme kanseri olan bir kadında ağrı veya başka diğer şikâyetler bulunmayabilir. Ancak kanser ilerledikçe aşağıdaki belirtilerin de ortaya çıkar;

  • Memede, meme çevresinde veya koltuk altında şişlik ya da sertlik,
  • Meme şekli ya da boyutlarındaki değişim,
  • Meme başında akıntı yahut hassasiyet; meme başı çekilmesi,
  • Memede çukurlaşma; meme derisinde portakal kabuğu görünümü,
  • Meme derisi, areola (meme başı çevresindeki renkli halka) veya meme başında gözle görülen veya hissedilen bir değişiklik.

Tüp bebek tedavisinde yükselen östrojen hormonu kansere neden olabilir mi?

Tüp bebek tedavisi sırasında yumurtalıkları büyütüp olgunlaştırabilmek için verilen ilaçlar vücuttaki östrojen seviyesini yükseltir. Yumurta sayısına göre bu artış 5-10 katına kadar yükselebilmektedir. Bu süreçte ortaya çıkan yüksek dozdaki östrojenin meme kanserine sebep olabildiği düşünülsede yıllardır bu konuyla ilgili yapılan araştırmalarda bu sonuca neden olacak bir kanıt henüz tespit edilememiştir.

Tüp bebek uygulamasından sonra iki yıl içerisinde meme kanseri olan kişilerle, hayatının herhangi bir döneminde tüp bebek tedavisi almamış olduğu halde meme kanseri geçirmiş kişilerin tümör özellikleri karşılaştırıldığında herhangi bir fark bulunamamıştır.

Tüp bebek tedavileri zaten çok uzun süren tedaviler olmayıp, yaklaşık 15 gün süreli tedavilerdir. Dolayısıyla kandaki östrojen düzeyi kısa süreler için yüksek seyreder.

Fakat ailesinde veya birinci derece akrabalarında (anne, teyze, hala gibi) meme kanseri öyküsü olan kişilerde risk yüksektir. Çünkü bu kişilerde östrojen düzeyi meme kanserinin klinik olarak belirgin hale gelmesi olasılığını hızlandırabilir. Bu sebeple de özellikle risk grubuna giren kişilerin düzenli yıllık meme muayeneleri, meme ultrasonografisi ve gerekiyorsa mamografi takiplerinin yapılması elzemdir.

Kanser sonrası anne olmak mümkün mü?

Meme kanseri geçirmiş olan kişilerin kanser riski taşımadan tüp bebek yöntemi ile bebek sahibi olmaları mümkündür. Bu hastalarda östrojen düzeyini çok arttırmayan ilaçlar kullanılarak yumurtalıkların uyarılması sağlanmaktadır. Bu şekilde gebelik sağlanabildiği gibi meme kanseri riskinde de herhangi bir artış gözlenmemektedir.

Tüp bebek tedavilerinde yumurtalıklar uyarıldığı için tekrarlayan tedavilerde yumurtalık kanserlerinde minimal bir artış gözlenmiştir. Ancak bu oran tüm hastalara bakıldığında korkulacak oranlarda değildir. Bu nedenle tüp bebek tedavisi uygulanması gereken ya da bu tedaviyi denemiş olanların korkmasını gerektirecek bir durum söz konusu değildir.

Rahim (endometrium kanseri) veya rahim ağzı (serviks) kanserlerinde tüp bebek tedavisinin kansere yol açma riski söz konusu değildir.

Sonuç olarak, bilimsel araştırmalar göstermiştir ki tüp bebek tedavisi almak isteyen çiftler kanser konusunda rahat olabilirler.

40 yaş altındaki kadınlarda meme kanserine yakalanma oranları göz önüne alınırsa birçok kadın anne olmadan meme kanserine yakalanıyor ve meme kanserinin tedavisi ile beraber anne olma şansları en az seviyelere iniyor. Çünkü kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar doğurganlığı dahada düşürüyor. Hal böyle olunca meme kanseri tedavisi görmüş kadınların çocuk sahibi olmak istemeleri durumunda en çok tercih yöntem tüp bebek tedavisi oluyor.

Meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlar yumurtalıklara ciddi zararlar verir ve tedavi sırasında uygulanan kemoterapi erken yaşta menopoza sebep olur. Kadınların menopoza girmesini engellemek amacı ile kemoterapiden evvel yumurtalık fonksiyonları ilaçlar ile baskılanmalıdır. Baskılama işlemi gerçekleştikten sonra kemoterapi uygulanır ise erken menopoz olasılığı % 10 oranlarında düşer. Kanser tedavilerinden sonra gebe kalma ihtimali oldukça düşüktür. Çünkü tedaviler sırasında yumurtalıkların bütününü korumak ne yazık ki imkânsızdır.

Meme kanseri tedavisi öncesi tüp bebek tedavisi ile embriyo dondurma

Kanser tedavisi görecek olan kadınlarda önce tüp bebek yöntemi ile embriyo oluşturulur ve donduruluarak saklanır. Hastanın kanser tedavisinin ardından eğer hasta sağlığına kavuşmuş ise bu embriyolar tekrar rahme yerleştirilir ve kadının gebe kalması sağlanır. Ancak bu yönteminde bazı olumsuzlukları mevcuttur. Çünkü eğer kadın evli değil ise bu işlemin yapılması yasalarla yasaklanmıştır. Bir diğer olumsuzluk ise; embriyo elde edebilmek için hastaya verilen ilaçların östrojen seviyesini artırması ve kanseri tetiklemesi durumu söz konusudur. Ayrıca bu işlemler 1 ay kadar sürdüğünden kanser tedavisinin uygulanması gecikir. Bu sürede tümörün büyümesine neden olabilir. Bu durumların önüne geçebilmek için yumurtalıkları geliştirmek adına kullanılan ilaçlar kanser hastalarına uygun olarak östrojen seviyesini en az artıracak olanlardan seçilmelidir.

Yumurta Dondurma

Eğer meme kanseri hastalığına yakalanmış kadın evli değil ise, ancak ileriki zamanlarda çocuk sahibi olmak istiyorsa tüp bebek uygulamaları ile büyütülen yumurtaları dondurma işlemleri ile saklamak mümkün olacaktır. Fakat ısı değişimlerine göre oldukça hassas olan yumurtalarda dondurularak saklanan embriyolar kadar başarı elde edilemez. Yumurta dondurma işlemlerinde de Türkiye’ de yasal sınırlamalar söz konusudur.

Yumurtalık Dondurma

Meme kanseri bulunan hastaların da bir an evvel tedaviye başlaması mutlak surette şarttır. Şayet diğer alternatif tedavi yöntemleri gerçekleştirilemiyor ise yumurtalık dondurma işlemi yapılabilir diyebiliriz. Yumurtalıklar dondurularak saklandıktan sonra tekrar vücuda yerleştiğinde gebe kalma ihtimali dünyanın hemen her yerinde % 13 civarında seyretmektedir.

Yorumlar

Bir yorum yazınız