Tüp Bebek Tedavisinde Stres Faktörü - Doç. Dr. Latif Küpelioğlu Tüp Bebek Tedavisinde Stres Faktörü
RANDEVU AL

ONLINE RANDEVU

*Saat 19.00’ dan sonraki online randevu talepleriniz için tarafınıza saat 09.00’ dan sonra geri dönüş yapılacaktır.

 

Tüp Bebek Tedavisinde Stres Faktörü

Tüp Bebek Tedavisinde Stres Faktörü

IVF yani tüp bebek tedavisindeki aşamalar, doktor kontrolleri, uygulanan ilaçlar, yapılan çeşitli testler ve tıbbi müdahaleler sebebiyle tedavi sürecinin kendisi adaylarca bir stres kaynadğı olarak düşünülür. Bunun dışında tedaviye sarf edilen onca emeğe rağmen belirsiz olan tedavi sonucu, tedavinin negatif ile neticelenmesi ve tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları, yumurta ve sperm sayılarının azlığı sebebiyle döllenme gerçekleşmemesi gibi etkenlerden her biri tedaviye olan motivasyonu düşürür. Kişilerin oldukça yoğun bir strese girmesine yol açar. Özellikle embriyo transferinin tedavide gelinen son aşama olması yaşanan stres ve heyecan oranını artırmaktadır. Tedaviyle ilgili bu stres faktörlerine, yakın çevre ve sosyal çevreden gelen baskılar, iş, hayat şartları kaynaklı stresin ilave edilmesi de tedavi sürecini daha da zor ve yıpratıcı bir sürece sokar.

Strese karşı verilen tepkiler

Yoğun stres zamanlarında kişide kalp çarpıntısı, ellerde terleme, titreme, baş, boyun, sırt ,bel, mide ağrıları, ishal, kabızlık, uyku problemleri, yorgunluk ve halsizlik, huzursuzluk, sinirlilik, hayata karşı karamsar bakma, unutkanlık, konsantrasyon zorluğu, sosyal açıdan kendini geri çekme gibi dışavurumlar meydana gelebilir. Stresle baş etmek öğrenildikçe stres seviyesinde azalma ve stresin tedaviye olumsuz etkisinde düşüş gözlenecektir.

Tüp bebek tedavi döneminde iseniz, çevrenizden duyduğunuz stres yapmamanız gerektiği, sakin olmanız gerektiği telkinler, sizi daha çok strese sokabilir. Aynı tedavi sürecini yaşamamış kişilerden bu sözleri duymak sizi sakinleştirmek çok sinirlendirebilir.

Stres – infertilite tedavisi arasındaki ilişki ile ilgili olarak yapılan en etkili çalışmalardan birisi Domar, Zuttermeister, & Friedman çalışmalarıdır. İnfertilite tedavisine katılan kişilerin stres seviyelerinin, yaşamsal önem taşıyan hastalıklarla (AIDS, kanser, kalp hastalıkları) mücadele eden kadınlarınkinden farklı olmadığını, hatta sıklıkla, bir parça daha fazla olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum da tedavide stresin ne kadar önemli bir etken olabileceğini göstermiştir. Fakat, özellikle tüp bebek tedavilerinin anne adaylarının bedenlerinde ve duygu dünyalarında yarattıkları yorgunluk ve yıpranmalar, tedavi neticesinin belirsiziği, kontrol edilmezliğini, sosyal ilişkilere yansıyan güçlükler ele alındığında aslında ne kadar da doğru olduğunu algılayabilmek mümkündür. Özellikle de, birden fazla tedavi denemesi sonucu, başarısızlık oluşmuşsa, “umut – hayal kırıklığı”  tekrarlanan bir döngü haline girmiş demektir. Bu durumda kişiler, psikolojik sorunlar yaşama riskli ile karşı karşıya kalabilir.

“Stres-infertilite” ilişkisinin diğer tarafı için ise şunu söylemek olasıdır: Özellikle kronik stresin ve depresyonun başarı şansını kötü etkilediğine dair çeşitli çalışmalar mevcuttur.  Beyinde bulunan hipotalamus, üreme hormonlarının düzgün çalışmasından görevli olmasının dışında, insanların strese karşı duygusal dışa vurumlarını belirler; yani tek bir bölge, hem üreme, hem de duygularla ilişkilidir.  Bu bilgi, stres ve üremenin birbirleri üzerindeki etkisini algılamak için oldukça önemlidir. Yaşamınızda şayet devamlı bir stres faktörü bulunuyor ise, hipotalamusun üremeyle ilgili hormonları yönetme işlemi de ister istemez bu durumdan olumsuz etkilenecek ve hamilelik güçleşebilecektir. Bir başka şekilde söylemek gerekirse, aşırı seviyelerdeki stres, yumurtlamanızı, embriyonun döllenmesini ve rahime tutunmasını, tüplerinizin işlevselliğini kötü şekilde etkileyebilir. Depresyon geçirmemiş kadınlarda, geçirenlere nazaran iki misli daha fazla gebelik oranları olduğu ortaya koyan çalışmalar, psikolojik ve bedensel boyutun birbirinden ayrılamayacağını ortaya koyar.

Umut kaynağı: Tüp bebek!

Tüp bebek tedavisi doğal yolla hamile kalamayan hastalar için bir umut kaynağı olarak görülmektedir ve adeta kurtarıcı gözüyle bakılmaktadır. Fakat bu tedavi pozitiflik ve motisvasyona ihtiyaç duyulan ve oldukça sabır gerektiren bir tedavi yöntemidir.

Tüp bebek tedavisinin başarısına gölge düşüren stres ve umutsuzluk tedaviyi olumsuz şekilde etkilemektedir. Tüp bebek tedavisinde ve kısırlık tedavilerinde de olduğu gibi birçok hastalığın iyileşme evresinde stres yaşanması doğaldır, ancak yaşanan bu stres tedaviyi olumsuz şekilde etkileyebilir.

Stres hamile kalmayı ve tüp bebekte başarıyı etkiler mi?

Tüplerin işlevsel bozukluklarını, yumurtlamayı ve hamile kalınamamayı etkileyen hususların asıl sebebinin aşırı strese dayalı olduğu, yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur. Başarılı bir hamilelik oluşması için adayların stresten uzak durmaları şarttır. Şayet stresin asıl kaynağına bakarsak, çoğunlukla adayların uyumsuzlukları ve aile baskıları olduğunu görmek kaçınılmazdır. Gelin adayının neden hala torun vermediği, gibi sorular özellikle anne adayları bir çıkmaza girer. Aileler bilinçli olduğu sürece ve yapacakları çocuğun kimsenin arzusu için değil, kendi istekleri için dünyaya getireceklerini bilmeleri, ve bu tedavinin işe yarabileceklerini unutmamaları gerekir. Sağlam bir duruş, gelecekte ebeveyn olmak için de önemlidir. Stres yapmamak mümkün değildir, ancak bu stresi kontrol altında tutmak gerekir.

Tüp bebek tedavisine başlamak isteyen adayların tedaviye başlamadan önce bu süreç hakkında yeterli derecede bilgiye sahip olmaları gerekir. Kafalarında herhangi bir sorun kalmadan tedaviye başlamak, girilen stresi azaltacaktır. Tüp bebek tedavisi hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan adayların sakin olması mümkün değildir. Bu durum sebebiyle doktor, tedavinin süreçlerinin nasıl ilerleyeceği hakkında, uygulanılan yöntemlerin ne işe yaradığı hakkında hastası ile devamlı bir iletişim halinde olmalıdır.

Stresi azaltmak için:

İlk olarak tüp bebek isteyen adayların birbirlerini anlamaları ve hoşgörülü olmaları gerekir.

Yoga ya da meditasyon gibi hastaları rahatlatan ve stresten arındıran yöntemlerden faydalanmak işe yarayacaktır.

Hatta stresin üstesinden gelebilmek için adayların kişisel ya da gruplar halinde profesyonel bir psikologdan yardım almaları da oldukça önemlidir. Bu şekilde yapılan grup terapileri ile adaylar, yalnız olmadıklarını görecek ve birbirleriyle deneyimlerini paylaşabilecektir.

Kafein ve nikotinin bırakılması gerekir. Kafein ve nikotin stresi körükleyen unsurlardır. Adaylar için uygun olan egzersizlerin yapılması gerekir. Hafif tempoda yürüyüşler ve sağlıklı beslenme, düzenli uyku stresle başa çıkmayı kolaylaştırır.

Bilimsel olarak hastalarde etkisi olumlu yönde kanıtlanmış olan akupunktur yöntemine başvurmak da oldukça faydalıdır. Bu yöntem tüp bebek tedavisinde ve tüp bebek tedavisine hazırlık aşamasında oldukça faydalıdır. Bu sebepler uzmanlar tarafından önerilir.

Tüp bebekte akapunktur tedavisi

Akupunktur, Çin’de 3 bin yıldan beri rutin olarak kullanılan bir tedavi şeklidir. Türkiye’de de  bu tedavi, oldukça başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Akupunkturun en önemli avantajlardan bir tanesi de, ülkemizde kullandığımız medikal ilaçlar gibi yan etkisinin olmamasıdır. Akapunktur yararları olan ancak zararları olmayan bir tedavi yöntemidir.

Stres, akapunktur ile azaltılabilir

Tüp bebek tedavisinde hastaların büyük bir kısmı stres ve baskı altında olduklarını belirtmektedir. Bu sebeple de akupunktur tedavisine başvururlar. Akupunktur yönteminde birinci öncelik stresi gidermektir. Akupunktur ile belli başlı noktalar; altın, gümüş ve çelik iğne kullanılarak uyarılır ve hastaların stres noktalarına uygulanan bu iğnelerle, stresten uzaklaştırma sağlanır. Akupunkturun ikinci faydalı etkisi ise, tüp bebek tedavisinde en çok karşılaşılan sorunlardan olan, embriyonun rahmine tutunamamasıdır. Akupunkturda da özellikle rahmin duvarların kanlanmasında, rahim zarının daha da güçlenmesini sağlamak mümkündür. Bu sayede embriyonun rahme daha iyi tutulmasını sağlanabilmektedir. Akupunktur, tüp bebek tedavisinde yumurtaların kalitesini artırır ve daha başarılı tüp bebek tedavilerinin uygulanmasına olanak sağlar. Rahmin kanamasını artırır ve özellikle embriyonun rahim zarına tutunması olasılığını yükseltir.

Yorumlar

Bir yorum yazınız