Tüp Bebek Tedavisinden Önce Bilinmesi Gerekenler - Doç. Dr. Latif Küpelioğlu Tüp Bebek Tedavisinden Önce Bilinmesi Gerekenler
RANDEVU AL

ONLINE RANDEVU

*Saat 19.00’ dan sonraki online randevu talepleriniz için tarafınıza saat 09.00’ dan sonra geri dönüş yapılacaktır.

 

Tüp Bebek Tedavisinden Önce Bilinmesi Gerekenler

Tüp Bebek Tedavisinden Önce Bilinmesi Gerekenler

Ülkemizde ve tüm dünyada tüp bebek uygulamaları oldukça yaygın olarak kullanılan başarılı bir tedavi yöntemidir. Tedavinin başarıya ulaşması için, en önemli etkenlerden biri merkez seçimidir. Bunun yanında medyada yer alan haberler konusunda da dikkatli olmak gerekir. Medyada yer alan haberlerde, tüp bebek tedavileri adeta ‘mucize bir çözüm’ gibi sunulur.  Doğru ve ayrıntılı bir araştırma yapmadan, bu tedavi ile ilgili kafanızdaki soru işaretlerini gidermeden tedaviye başlamanız oldukça yanlıştır. Bu şekilde başlanan tedaviler; merkez seçimin yanlış yapılması, tedavi esnasında bilinçsiz olma sebebiyle yaşanılan yoğun stres nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanabilir.

Tüp bebek tedavi yöntemleri ve uygulamaları oldukça hızlı bir şekilde gelişmektedir. IMSI, Embriyoscope, dondurma yöntemleri de bu gelişmelerden bazılarıdır. Burada önemli olan, yeni tekniklerin hangi adaylara, ne zaman, nasıl uygulanacağıdır. Uygun yöntem ve uygun tedavi başarıya ulaştıran bir yoldur. Aile, tüp bebek yöntemleri hakkında yenilikleri takip etmeyi ihmal etmeden, bir yandan da merkezin güvenilirliği, başarı oranları hakkında araştırma yapmalıdır.

Bebeği olmayan bir çift ne zaman doktora başvurmalıdır?

Anne adayının yaşı bu noktada oldukça önem teşkil eder. Anne adayının yaşı 35’in altında ise, çiftin özgeçmişleri ve aile öykülerinde bu konuyla ilgili risk bulunmuyorsa korunmasız-düzenli bir senelik cinsel ilişki ardından hamilelik sağlanamıyor ise, bir uzmana başvurmakta fayda vardır.  Aynı şartlarda kadın 35 yaş üstünde ise 6 ay, 38’in üzerinde ve yumurtalıklarını olumsuz etkileyebilecek kemoterapi ya da yumurtalıkla ilgili bir operasyon geçirmişse vakit kaybetmeden doktoro başvurmakta fayda vardır. Aynı şekilde erkekte de sperm değerlerini kötü yönde etkileyecek kemoterapi ya da ameliyat öyküsü varsa adaylar vakit kaybetmeden doktora başvurmalıdır.

Aşılama yönteminden önce tüp bebek tedavisine başvurmak doğru mudur?

İnfertilite, yani kısırlığa yol açan sebeplere bağlı olarak çeşitli hastalarda aşılama öncesi yumurtlama uyarısı ya da aşılama gibi üremeye yardımcı yöntemler uygulanmalıdır. Aşılama yöntemlerinin başarıya ulaşamadığı durumlarda tüp bebek tedavisine başlamak gerekir. Fakat belirli grup hastalarda ise aşılama gibi farklı yöntemlerin başarı şansı ya hiç yoktur, ya da çok düşüktür. Bu hasta gruplarında tüp bebek ilk seçenek olarak düşünülmelidir. Bu hasta grupları ise;

  • Her iki  tüpü tıkalı olan kadınlar,
  • Azospermi durumlarında, yani erkekte sperm saptanamaması halinde,
  • Kadının yaşı ilerlemiş ise, direkt olarak tüp bebek uygulanması gerekir.

Tüp bebek tedavisinde hangi testler uygulanır?

Kısırlık tetkitleri adaylara eş zamanlı olarak uygulanır.  Başlangıç aşamasında uygulanan temel testler şunlardır;

  • Baba adayına; sperm testi,   
  • Anne adayına; yumurtlamasının araştırılmasına yönelik kan (hormon) testleri,     
  • Anne adayına; tüplerinin açık ve rahim içerisinin normal olup olmadığının incelenmesine yönelik testler.
  • Bunun için en yaygın olarak ilaçlı rahim röntgen filmi (Histero-salpinga-grafi, HSG) uygulanır.

Tüp bebekte başarı oranları nelerdir?

Tüp bebekte başarı oranları birden fazla faktörle değerlendirilmektedir.

Fertilizasyon (laboratuvarda döllenme) oranı: Bu oran, laboratuvar donanımı ve teknik imkanları iyi olan merkezlerde %80’ in üzerinde olmalıdır.

Biokimyasal gebelik (kanda gebelik testinin pozitif çıkması): Bu oran, %50’lerdedir.

Ultrasonografi ile görüntülenebilen ve takip edilen gebelik oranı: Bu oran %40’lardadır.

Canlı bebek oranı: Bu oran ise %30’lardadır.

Bu oranlardan en önemlisi merkezin canlı bebek oranıdır. Çiftler, merkez tercihlerini bu oranlarını araştırarak yapmalıdır. Tüp bebek başarısı için sunulan oranlarda, merkezin esas olarak nelerin oranlarını verdiği önemlidir. Aileler tarafından bu oranlar, mutlaka araştırılmalıdır.

Üç tüp bebek denemesi uygulanmış ancak başarıya ulaşılamamış ise bilinmesi gereken; bu üç deneme sonrası yapılacak tedaviler için ne yazık ki başarı oranlarının etkin bir şekilde artmayacağıdır.  Preimplantasyon genetik tanı (embriyo transferi öncesi genetik araştırma), co-culture (laboratuar ortamında suni ana rahimi oluşturulması), sperm seçim tekniklerinin değiştirilmesi gibi ilave işlemler yapılabilir. Ancak üç deneme ardından başarı oranları etkin bir şekilde artmaz. Ancak gene de deneme sayıları için belirli bir kısıtlama olmadığı bilinmelidir. 3’ten fazla yapılan denemelerde de başarı elde edilebildiği bildirilmiştir.

Blastosist transferi nedir? Hangi durumlarda bu yönteme başvurulur?

Günler boyunca gelişip hücre sayılarını arttıran embriyolar, beşinci günden itibaren iki ayrı hücre tipine ayrılır ve aralarında bir sıvı toplanır. Bu embriyolara ‘Blastosist’ ismi verilir. Maalesef her embriyo bu aşamaya kadar gelişimini sürdüremez, daha erken bir dönemde gelişimini durdururlar. Yalnızca o embriyoyu oluşturan sperm ve yumurta kaliteleri iyi ise embriyo gelişimini sürdürür. Aksi durumlarda, vücut savunma mekanizmasının bir neticesi olarak düşük kaliteli hücrelerin birleşmesiyle oluşan embriyolar, gelişimlerini daha erken bir dönemde durdurur. Yapılan araştırmalar, blastosist evresine ulaşmış bazı embriyoların dahi, hamilelik oluşumuna ya da hamileliğin devamına izin verecek kadar kaliteli hücreler içermediğini ortaya koymuştur. Fakat bu oranlar, erken dönemde gelişimini durduran embryolara göre çok daha düşüktür.

En nihayetinde; hastaya blastosist transfer etmek, hamilelik şansını artırmak anlamına gelir.  Transfer edilen embriyoların sayıları ülkemizde yasal olarak kısıtlanmıştır. Bu uygulama neticesi tüp bebek tedavisi ardından oluşan çoğul gebelik riskleri, etkin oranda azalmıştır. Bu yeni durum sebebiyle merkezler daha az embriyo daha çok blastosist transferine yönelmiştir.

Genetik incelemeler ne zaman yapılmalıdır?

Genetik incelemelere kesin bir şekilde gereksinim duyulan durumlar ise;

Gebelik öncesi tanı:

  • Genetik ya da kalıtsal bir hastalık taşıyıcılığı olan adaylarda,
  • Daha önce genetik hastalığı olan çocuk ya da çocuklara sahip adaylarda,
  • HLA genotyping (doku tiplemesi) yapılması amacı ile,
  • Genetik predispozisyon gösteren hastalıkların teşhisinde
  • Yardımcı üreme yöntemleri için kabul edilmiş ileri yaş grubundaki kadınlarda (37 yaş ve üzeri),
  • Tekrarlayan erken gebelik kayıpları olan adaylarda,
  • Çok sayıda denemeye rağmen yardımcı üreme teknikleri ile hamilelik sağlayamamış ya da sağlasa dahi düşüklerle gebeliklerini kaybetmiş olan adaylarda,
  • Şiddetli erkek kısırlığı ile beraber görülen kromozom bozuklukları ya da genetik hastalıklarda,

Dondurma tekniğinde gelinen son aşama nedir?

Günümüzde iki farklı dondurma yöntemi vardır. Bunlar; yavaş yöntem ve hızlı yöntem olarak ikiye ayrılır. Beş sene öncesine kadar yavaş dondurma daha çok uygulanırken, günümüzde hızlı dondurma yöntemi tercih edilmektedir. Çünkü hızlı dondurma yöntemiyle embriyoların tamamının, yani bütün hücrelerinin hasar almadan canlılıklarını sürdürme şansları daha fazla olmaktadır. Bu da doğal olarak başarı oranlarını olumlu yönde etkiler. Burada dikkat edilmesi gereken nokta;  dondurma-çözdürme işlemlerine karşı önyargılardan arınmaktır. Zira, tüp bebeğin geleceği, dondurma-çözdürme uygulamalarında saklıdır.

Tüp bebek tedavisi kaç kez denenmelidir?

Tedavinin kaç defa deneneceği ile ilgili bir kısıtlama mevcut değildir. Fakat üç deneme sonrasında şansın git gide azaldığı bilinmelidir. Sonuç olarak, adayların maddi ve manevi imkanları el verdiği taktirde ve tedaviye devam istedikleri sürece tüp bebek tedavisi denenmeye devam edilebilir. Ancak tedavi denemelerinde varılan genel kanı üç’tür. Çünkü üç denemeden sonra başarı oranları etkin bir şekilde artmaz.

Yorumlar

Bir yorum yazınız